Yalnızlık Alışkanlık Yapar ama Mutluluk da Bulaşıcıdır

Bu hafta bol koşturmaca, bol arkadaş sarılması ve sevinç gözyaşları ile geçti. Bu kadar hareketten yazıya vakit kalmadı.

Yaşamın ne kadar içindeysem, blogumdan ve yazmaktan o kadar uzak kalıyorum, belki de benim en büyük çaresizliğim. Ama bu hafta ara verdiğim için kendimi kötü de hissetmiyorum, çünkü çok haklı sebeplerim var.

Ne de olsa insan her güne uzaktaki yazı dostlarından gelen zarflarla uyanmıyor. İstanbul’da sandığı otuz yıllık arkadaşları bir anda kapıdan girmiyor. Acaba kimse gelecek mi diye tedirgin olduğu bir kutlamada, bir bar dolusu arkadaşı ona mutlu yıllar dilemiyor, hatta kalbi içine sığmadığından kendisi de kendi doğumgünü şarkısına katılıvermiyor.

İnsan her uyuyamadığında eşine, ‘Herkes benim kadar güzel vakit geçirdi mi acaba, mutluluktan ve bunu düşünmekten uyuyamıyorum’ diye sormuyor.

Ayça’dan her gün ‘Güzelim, o mum üfleme videonu kaç kere izledim ve ilk kez içindeki çocukla tanıştım’ diye mesaj gelmiyor.

En umutsuz anında hayata tutunabilmek için başladığı ‘küçük şeyler’ büyüyüp karşısına kitap olarak dikilmiyor.

Tüm bu hafifletici sebepleri değerlendirince, geçtiğimiz hafta kendime ‘mutluluk izni’ aldığımı varsayıyorum.

Umarım mutluluğum size de bulaşır ve sizden de tüm çevrenize. İzinler benden.

* Yoksa kötülüğünü dünyaya yayan insanların ateşinde kavrulup gideceğiz.

hak edilmiş bir haftasonuna doğru giderken, Londra

After Breakfast-Elin Danielson-Gambogi

“Yalnızlık Alışkanlık Yapar ama Mutluluk da Bulaşıcıdır” üzerine bir yorum

Yorum yapın