Yalnızlık alışkanlık yapar

Yalnızlığı hep sevdim. Genç yaşlarda çok yoğun çalışırken ve arkadaşsever yalnız bir anneyken, yalnız kalmak ihtiyaç duyduğum, isteyerek yarattığım bir durumdu. Tüm yakın dostlarımı İstanbul’da bıraktığımdan arkadaşseverlik kısmının tam hakkını veremiyordum ama olsun, yine de insanlarla çevriliydim. Londra’ya taşındıktan sonra, insanın istediği halde kız arkadaşsız kalması ne demekmiş, kendi seçimin olmayan bir yalnızlığa maruz kalmak insanı ne kadar yıpratabilirmiş öğrendim. Ne yalan söyleyeyim, hayatımın hiçbir döneminde birileriyle arkadaş olmak için bu kadar efor sarf etmemiştim. Ya da çabalarım bu kadar boşa gitmemişti. O süreçte beni arkadaşlarıma sesli-görüntülü kavuşturan teknolojilere ve en kolay dostluk kurabildiğim çocuklarla doğaya tutundum. Çok insan tanıyıp pek azıyla arkadaşlık kurdum. Sonra o yıpranma hali geçti. Çünkü yalnızlığın en büyük tehlikesidir bu, yalnızlık alışkanlık yapar. Çünkü insan kendini üzen şeye er ya da geç veda eder.

Çoktandır kendi başıma kalmayı, bir şeyler okuyup yazmayı ya da izlemeyi, yorucu arkadaşlık kurma seanslarına tercih ediyorum. Ne şanslıyım ki, Ömer’le bir aradayken kendi halimize kalabilmeyi, birbirimize alan tanımayı becerebiliyoruz, ortak zevklerimiz de işimizi kolaylaştırıyor. Tam da bu kabulleniş döneminde geri döndüğüm edebiyat atölyeleri, bana bildik bir kapıyı tekrar açtı. Yargılamadan, sorgulamadan, hepimizin ortak derdi olan yazıda ve edebiyatta buluşmak, yeni öyküler, kitaplar paylaşmak ruhuma iyi geliyor. Karşılıklı vakit buldukça, beni anladığını düşündüğüm insanlarla hayattan konuşmak, bilgi paylaşmak, hatta ara ara ‘gıybet’ yapmak iyi geliyor. Sanal dostluklara karşı kırmakta zorlandığım kabuğumu, cesurca ve elimden geldiğince esnetmeye gayret gösteriyorum.

İki gün önce, böyle güzel günlerden birini daha yaşadım. Yazma atölyesinin İstanbul ayağındaki bir grup arkadaşım sürpriz yapıp beni aradığında mutluluktan şaşakaldım. Akşam eve döndüğümde ise, Berlin’den organize edilmiş bir zarf beni bekliyordu. Hediyenin kendisi yolda çalınmış bile olsa, içinden çıkan not ve hediyenin ‘yok halinin’ güzelliği mutlu olmama yetti. Ardından Almanya’nın başka köşesinden telefonuma bir mesaj düştü, önümüzdeki ay okunacak kitabı benim için temin eden arkadaşım, kitabı postaneye teslim ettiğini haber veriyordu.

Ömer, olup biten karşısında gözümdeki mutluluğa şahit. ‘Bak ne güzel, uğraşıp didindiğin ama bir türlü karşılık bulamadığın arkadaşlıklara üzülmek yerine, değer verdiğin pırıl pırıl yeni dostluklar kuruyorsun ‘ dedi. Bunu duymak kendi yoluma duyduğum güveni perçinledi. Sonra aklıma hemencecik yeni bir öykü fikri geldi.

O gece dolunaydan mıdır, mutluluktan mı bilmem, gözüme hiç uyku girmedi…

*Bu vesileyle buraya bir adet Kız Neşesi; İnsan Uygarlığının Ana Gücü videosu bırakayım.

uzaklıkları yakın eden edebiyat sevgisiyle, Londra

“Yalnızlık alışkanlık yapar” üzerine 2 yorum

  1. Özlem ne güzel yazmışsın. Her cümlesi aynı ben. Senelerdir mahrum kaldığım tüm yakınlıklar sanki artık benimle. Algılarımızı değiştirmemiz lazımmış demek. Yaşasın sanal arkadaşlıklar deyip çıta yükseltiyorum :)

  2. Bu ne güzel bir sürpriz sabah sabah… Teşekkürler, Özlem’ciğim. Senin gönderdiğin kartı ve kitabı aldığımda da dünyalar benim oldu. Sağanak yağış gökkuşağı öncesi… İyi ki varsın! Sevgiler.

Yorum yapın