Yarın yine gelirim hoşçakalınız…

Uzun zaman sonra bir kafede oturdum. Yüzümü sokağa verdim. Hiçbir şey yapmadan öylece duruyorum. Karşıdaki çınara ahşap bir kuş evi asmışlar. Kim bilir ne zaman? Kimsesiz göründü gözüme ama o haline üzülmedim. Ki en coşkulu hallerimin bile kapı komşusudur hüzün. Onu bugün ağırlamak istemiyorum. Hayatım ince bir ipin üstünde gibi son zamanlarda. Bir yanım bulutlara … >> Devamı

“Big Eyes” Filmine Dair: Sanatta Kadın Emeği ve Görünmezlik

“Yavaş yavaş fark ettim ki aslında kendi iç duygularımı resmediyordum. O çocuklar şunu soruyordu: Neden bu kadar çok üzüntü var? Neden hastalanıp ölmek zorundayız? Neden insanlar birbirini vuruyor? Böyle derin sorular… O çocuklar hüzünlüydü çünkü cevapları yoktu. Cevap arıyorlardı.” – Margaret Keane Tim Burton’un 2014 yapımı Big Eyes – Büyük Gözler filmi, özellikle hüzünlü ve … >> Devamı

Ama, insan

Bulutlar bir o yana, bir bu yana koşturdu akşama kadar. Beklenen fırtına gecikti; hava aydınlanmak üzereydi, patladığında. İyi de oldu. Kaç günün nemini, pasını siliverdi hemencecik, dünyanın üstünden. Fırtınadan bir gün önce, bir bilge adam “Yaşamı dinlemekten çok, bir yerlerden öğrenmeye çalışıyoruz. Kitaplardan, koçlardan, online derslerden…” diye dert yandı. “Oysa sadece felsefe kitabı okuyarak filozof … >> Devamı

Yaz geldi

Yan evin yeni sahipleri evlerine çoktan yerleştiler. Minimalist peyzaj düzenine hemencecik iki kurban gitti. Kocaman kiraz ağacıyla, güzelim defne sizlere ömür. Kahverengi köpek, tüyleri kendinden permalı, bahçede zıp zıp oynuyor, yavru olmalı. Açık pencerede, her şeyi unutturacak kadar güzel bir kuş sesi, demiryolunun ritmik uğultusu, titrek bir bebek ağlaması. Rüzgarın soluğu, biber kızartması, yasemin ve … >> Devamı

Mırıldayan Çayır

Tıpkı hayat gibi mekanların da bir müziği, bir ritmi var. Rüzgarlı havalarda fısıldayan park, güneşli havada mırıldanıyor. Mutlu insanların konuşmaları, bir saniye sonra kopardığı çimeni ağzına atacak olan bebeğin heyecanı, karganın bağrışı, koşmaktan dili bir karış dışarı sarkmış köpeğin nefes alıp verişi…Hepsi bir arada kendi müziğini oluşturuyor. Park mırıldanıyor. Mahallenin dondurmacısında durum farklı. Sabırsız anne-babanın … >> Devamı

Kalbim

Bir kapalı kutudur kalbim. İnsan’ın her yaptığına hala ilk günkü gibi şaşıran, kızan, kırılan. Hayal kırıklıklarından hasarsız yeri kalmayınca, kapısına kilit üstüne kilit vuran. Kapalı ve korunaklı, sert kabuğunun içinde, bir kutudur kalbim. Bir küstüm çiçeğidir kalbim. Gözünün içindeki bir ışıltıyla, yanı başındaki nefesle, titreyen bir seste saklı gözyaşıyla, açıveren taç yapraklarını ardına kadar. Bir … >> Devamı

Susam Kırıntıları ve Ferrari

“Otobüsü adım farkıyla kaçırdı. Nefes nefeseydi, soluklandı, durakta bir sonrakini bekleyen kalabalığın arasına katıldı. Son zamlardan sonra, külüstür arabasına benzin almak zorlaştı. Alışık değildi yoksa otobüse, dolmuşa. Çevresindekilere baktı, çekingenliği, utancı boşunaydı. Kimse onu fark etmedi, herkes kendi dünyasında, kendi derdindeydi. Başları önde, gözleri telefona ya da yere sabitlenmiş. Kalabalıklar içinde görünmez olmak batmadı ona, … >> Devamı

Sen yok musun…

Ne çok üzüntü varmış ne çok. Kısacık insan ömrüne sığamayacak kadar çok acı görmüş kalbin. Topu topu bir yumruğun kadarmış, atayım diye canhıraş çabalayıp dururmuş. Konuşmaya, sızlanmaya, hatta üzülmeye hakkın yokmuş, öyle diyorlar. O topraklarda yaşamıyormuşsun, tuzun kuruymuş senin. Hem zaten politik olmak da ne banal şeymiş, dünyada üç maymunu oynamak varken. Seni eskiden de … >> Devamı

Üç Kitap

Beni bilenler küçük şeylere verdiğim değeri de bilir. Okuduğum upuzun, karmaşık șeylerden çok daha etkili, kısacık, küçücük ama derin kitaplarla karşılaşınca çok mutlu oluyorum. Son dönemde beni etkileyen iki kitabı buraya not almak istedim. Jean-Louis Fournier‘le yıllardır elimde olmasına rağmen yeni tanıştım. Benim hatam. Tek Yalnız Ben Değilim, Roland Barthes- Yas Günlüğü’nden “Ben yalnızlığı istemiyorum … >> Devamı

Toz ve kız

Buralarda son üç gündür sokaklar buz tuttu. Tuttuğu gibi de güneşe rağmen öğleye kadar erimiyor. Karşıdaki evin içindekilere üzülüyorum, izolasyonu çok kötü olmalı. Onun çatısındaki buz hiç erimedi. Bizim evin duvarlarına vurup sıcak hava buharına dönüşen güneşten utanıyorum. Sanki güneşin kendisiyim. Bizimkiler, kara oğlum diye severler abimi, beni de deli kızım. Çayı koyarken bunu düşünüyorum. … >> Devamı