Acaba?

Komşudan gelen sinir bozucu müzik, bilgisayarımdakini bastırıyor. Yine sonucu beklenen tahliller ve soru işaretleri, yine sıkıntılı bir boşluk. Acaba o mu çıkacak bu mu? Bu ara ağlayamıyorum ama gülemiyorum da. Acaba iyi mi bu, kötü mü? Taşınma işinde boş yere pürüz çıkıyor, sanki çenemi tutamadığımdan beklenmedik yerden gol yiyoruz. Acaba sorun bende mi, değil mi? … >> Devamı

Kocaman gözlü küçük kız

Kocaman gözlü küçük kız, her sabah benim işe gittiğim yoldan okula gider. Kimi zaman annesinin, kimi zaman babasının elinden tutar. Gözleri birbirinden şaşırtıcı derecede ayrı ve kocamandır. Bu hali ayrı bir masumiyet katar, hep bir omzu düşük bebe mavisi hırkasına. Küçük kız, ben senin gözlerinde boya kaleminden eline bulaşan lekeleri, okuduğun şiirleri, yaptığın ödevleri, erkek … >> Devamı

1 Mayıs, işçinin, emekçinin ve Ö’lerin bayramı

Neredeyse 7 yıla yaklaşan zorlu, emek isteyen, inişli çıkışlı ama çoğunlukla keyifli bir sürecin ardından, 1 Mayıs 2024 tarihinde, İngiltere resmi olarak ikinci vatanımız oldu. Toplu yapılan seremoniler ileri tarihlerde uygun olduğu için biz iki kişilik özel bir seremoni ile Islington Town Hall- Canonbury Suit’te yemin ettik. Yemin metnini görevliyle birlikte okuyacağımızdan emin olduğumuzdan çok … >> Devamı

Olmamış bir gün

Baş ağrısıyla başladım mı güne, sonrasından pek hayır gelmez. Kapıdan çıkınca karşılaştığım yan komşuma söylemek istediğimin tam tersini söyleyerek güne şahane bir başlangıç yaptım. Sonra uzun zamandır kilo verip durduğum için Ömer kafede bana kahvaltı ısmarladı. Kızarmış ekmeğin üstüne tereyağı, yanına çırpılmış yumurta istedim. Tam tersini anlamış…Yumurtayı sıyırdığım yerlere erimiş tereyağını gezdirmek suretiyle ortaya çıkan … >> Devamı

İnsan

İnsan alışan bir varlıktır. Varlığa çabucak, yokluğa yavaş yavaş alışılır lakin. Konforunu, alışık olduğu tatları, ana dilini ve hatta sevdiği insanları kaybetmeye zorla ve zorunda olduğu için alışır gidersin. Mesela, Nisan sonunda kaban giyip yine de üşümeye, sabahları sıcak poğaça yerine sütlü yulaf yemeye, kalabalık bir grupla çıkılan öğle aralarından bir şehir parkının bankında yapayalnız … >> Devamı

Soğuklar

Bazı insanlar içinde kara bir kış taşır. Gördüğü, dokunduğu, söylediği her şeyi taşa çeviren bir kötümserlik. Ağızlarını açınca ortaya dökülüverir karanlıkları. Bazısı da içindeki sırrı saklamak için yapma bahar çiçekleri saçar her tarafa, önüne gelene bol kepçe iltifat dağıtır. Sağlama aldıklarında kendini, sevdirdiklerinde, salıverirler içindeki engerekleri. İçinde koca kış taşımak, bahar taşımaktan daha kolay olsa … >> Devamı

Girdap

Kafamda koşuşturan düşünceler mi, yoksa içimdeki yoğun kaygı bulutu mu yarattı bu girdabı? Sözler, ritm ve hayat enerjim, hepsi onun derin karanlığına kapılıp gitmiş sanki. Erkenden uyuyorum, sıkıldıklarımdan uyuyarak kaçmak benim için görülmemiş olay. Okuduğum, izlediğim hiçbir şeyden heyecanlanmıyorum, oysa pek coşkuluyumdur güzellik karşısında. Hayalini kurduğum kalabalık sofraların ışığı gözüme iyice solgun görünüyor artık, deniz … >> Devamı

Aslında bu yoktu, içimden geldi

Dün çok konuşan, hatta hayatını konuşarak kazanan bir arkadaşımızın yine online bir sohbetine denk geldik. İki insanın kendi arasında yaptığı boş muhabbetlerin bile binlerce dinleyici bulduğu bu ortamda, Ömer’e “Acaba konuşmayı bu kadar çok seven insanların ağızlarını on dakikalığına bantlasak ne olur?” dedim. Bunun üstüne fantastik bir öykü yazdık birlikte. Ben, sonu patlamak suretiyle ölüme … >> Devamı

Bol virgüllü yedi cümle

Haftalıkları yazmaktan vazgeçtim. Film okuma ustalarının ciddi dersler verdiği, kitaplar üzerine konuşma klüplerinin peynir ekmek gibi sattığı bir ortamda, izleyip okuduklarımın, duyup gördüklerimin dilimde bıraktığı tadı, göğüs kafesimde bıraktığı hoş sadayı amatörce anlatmak, pek anlamlı bir iş gibi görünmemeye başladı, sonra da hevesim kaçtı. Nasılsa İMDB listelerim yerinde duruyor, okuduklarım raflarda ve belleklerde. Belki bu … >> Devamı