Gri-siyah

Sokakta ölümü gördüm bugün. Rengini gördüm onun. Buz gibi, maviye çalan bir gri, gri-siyah hatta. Lisede tenimiz başkasında istek uyandırmasın diye, bize zorla giydirdikleri naylon çorap gibi tıpkı. Ölümün donuk gözlerini gördüm bugün, Hafifçe yukarı kaymıştı, bir şeyler arar gibi sonsuz boşluktaki yerde. Kokusunu duydum ölümün, Taşkışla’nın her daim amonyak kokan çatı koridorları gibi koktu … >> Devamı

Kabuk

Omzumun ağrısı gibi taşıyorum her yere kırılganlığımı. Ondan sana yansıyansa koca bir kabuk. Ya da bazılarınızın dediği gibi “temkinli bir mesafelilik hali.” Ah keşke kabuğumu kendim kontrol edebilseydim. Ama artık çok geç, sen kendimi bana görünmez hissettirdiğin an belirmeye başladı o kabuk. Kırıldıkça, iyice kıvrılıp kabuğumun içine döndüm. İçe dönmek göründüğü kadar kolay değil oysa, … >> Devamı

Bu şiire konu olduğunu asla bilemeyecek kadının şiiri

Saat 10 Yine ayni saatte cama çıktı kadın,Elindeki çarşafları hırsla silkeledi.Kadın, işten gelir gelmez donuyla televizyonun karsisina oturup uyuyakalan kocasinin ayak kokusunu silkeledi pencereden,Gizli gizli toprak yiyen kızının kirli tırnak aralarını.‘Ara-bul’ kuaförde oryalle açtırdığı saçlarının ucuz, kanserojen turuncusunu silkeledi pencereden kadın,Üvey babasının pislikten sapsarı olmuş atlet yakasını,Otobüste üstüne çıkan adamın terli koltuk altlarını silkeledi.Hızını alamadı … >> Devamı