Kabuk

Omzumun ağrısı gibi taşıyorum her yere kırılganlığımı.

Ondan sana yansıyansa koca bir kabuk. Ya da bazılarınızın dediği gibi “temkinli bir mesafelilik hali.”

Ah keşke kabuğumu kendim kontrol edebilseydim.

Ama artık çok geç, sen kendimi bana görünmez hissettirdiğin an belirmeye başladı o kabuk.

Kırıldıkça, iyice kıvrılıp kabuğumun içine döndüm.

İçe dönmek göründüğü kadar kolay değil oysa, kabuğun içi labirent.

Ve orada kaybolmamak için kırıldığın yerleri hızlıca birbirine teyelleyip devam etmek şart.

Ve pes etmemek.

Oysa bu sefer pansuman bezlerimi tükettim ben sanki, hayallerin sonuna geldim. En çok da yazmakla ilgili olanların.

Kabahat biraz sende, sen kendimi bana görünmez hissettirdin ve kabuğu uyandırdın.

Kabahat biraz bende, ben seni çok önemsedim.

Ve sarıldım hayallerimi öldüren o kabuğa, koruyucumdur diye.

Oysa “Kırılganlığım aynı zamanda” en büyük “gücümdü” benim.

Yoksa ben güçlü olmaktan da mı yoruldum?

Londra

kees-van-dongen-the-corn-poppy
Kees van dongen-The Corn Poppy

“Kabuk” üzerine 2 yorum

  1. Başucu şiiri olmuş bu.
    Bayıldım.
    Omzumun ağrısı gibi taşıyorum her yere kırılganlığımı…
    …kabuğun içi labirent…
    … teyelleyip devam etmek…
    Bayıldım.
    Ayrıca haddim olmayarak; şiir, şiir olsun diye bir dertlenme bu değil mi? Yazmakla ilgili hayallerinin sonuna gelmiş olmamazsın. Yazmakla ilgili hayallerin başkalarını da ilgilendiriyor artık.

  2. Çok kıyısındayım diyeyim Berkecim. Ama tutunuyorum…“Yazmakla ilgili hayallerin başkalarını da ilgilendiriyor artık.”
    Çok sağol desteğin için 🌿

Yorum yapın