Siz fakirleri sevmezsiniz, yeterince güzel olmayanı, cildi parıldamayanı. Kadınsa sizden güzel olmamalı lakin, bir adım geride olmalı. Erkekse, size mutlak hayran kalmalı. Kafası geçim derdiyle, çocuk derdiyle, gelecek derdiyle dolu olanı sevmezsiniz siz. Ve bu yüzden suratı asık olanı, ciddi olanı, gülemeyeni. Onunla bununla dalga geçmeyeni.
İçlerinden şanslı olanlar, filmlerinize, romanlarınıza sızarlar, kahraman olarak. Fildişi kulelerinize, 50’lerden kalma modern yazı masalarınıza konuk alırsınız onları. Ama zekât verir gibi, sadaka verir gibi, bahşiş verir gibi yaparsınız bunu, lütfedersiniz. Ne de olsa, iyilik daha çok prim yapıyor bugünlerde, gerçek yüzünüzdense.
Buyurunuz dünyanızı, size kalsın.
Londra