Olmamış bir gün

Baş ağrısıyla başladım mı güne, sonrasından pek hayır gelmez.

Kapıdan çıkınca karşılaştığım yan komşuma söylemek istediğimin tam tersini söyleyerek güne şahane bir başlangıç yaptım. Sonra uzun zamandır kilo verip durduğum için Ömer kafede bana kahvaltı ısmarladı. Kızarmış ekmeğin üstüne tereyağı, yanına çırpılmış yumurta istedim. Tam tersini anlamış…Yumurtayı sıyırdığım yerlere erimiş tereyağını gezdirmek suretiyle ortaya çıkan ekmeği yedim. Kişisel adresime gelen mailde dün çok iyi geçen iş görüşmesinin ardından, davet edileceğimden emin olduğum ikinci aşamaya geçemediğim – üzülerek – belirtiliyordu. Oysa bugünden itibaren işin başlayacağı güne kadar yapacaklarımı, tatili, yazacağım üstü kapalı, geçirmeli veda maillerini filan bile hazırlamıştım. Üzülmeyin, sebebi itiraf edemeseniz de doğma büyüme İngiliz arıyor olmanızdır diye geçirdim içimden. Bari halihazırdaki işim için atmam gereken üç maili atayım dedim. Aldığım bir mailde, harcama belgelerinden birinin eksik olduğu yazıyordu. İşin kötüsü belgeyi almayı tamamen unutmuş olmamdı. Çok sorun olacaksa kesin maaşımdan dedim. Gerek yokmuş, prosedürdü ondan sorduk, biz hallederiz dediler. O ana kadar müziği açmadığımı fark edip – hiç sevmediğim halde- dinlemek için Vivaldi açtım. Her uyduruk etkinlikte Spring çalıyor diye, sanatçı değerini yitirir mi diye düşündüm.

Şimdi ben, baş ağrım ve içimi baymakta olan müzik, ekran karşısında oturuyoruz. Daha günü yarılamadık bile. Bir ağrı kesici alıp bugünü hiç yaşanmamış gibi unutmaya karar verdim.

kimseye etmem şikayet, Londra

Yorum yapın