Malumatfuruş

Kadın onun gömleklerini ütülerken, oğlan koltukta uzanmış sevgilisiyle mesajlaşıyordu.

‘Ben de feministim bebeğim. Zaten feminizm herkes içindir.’

Gönder’e basar basmaz karşıdaki kızdan cevap geldi:

‘Aferin! Ben de zaten öyle klasik adamlarla olamam. O yatacak ben ütü yapacam, yemek yapacam. Oh hoooo…’

Gözü telefonda, mesajlarda, kafası ise Afrika’lı kadınların emeğini sömürdüğü haberleriyle ana akım medyada bile afişe olan giyim markasının online indirimindeydi. Kimseye kaptırmak istemediği parçaları seri sekilde sepetine doldurdu.

Anne ertesi sabah toplantıya giyeceği ipekli gömleğini de ütüleyip, çamaşırları ortadan kaldırdı. Baba ortalıkta yoktu henüz. Kolay mı, partisinin kadınları arasında en gözde siyasetçiydi o. Bugün Kadınlar Günü yürüyüşüne elindeki tencere, tavayla öncülük etmişti.

Kadın dün aksamdan yaptığı zeytinyağlı dolmayı çıkarttı, yanına da şipşak güzel bir cacık yaptı. Masadaki kristal vazoda, oğlu ve kocasının sabah işe çıkmadan ona hediye ettiği kucak dolusu kırmızı karanfil duruyordu. Kadınlar gününü kutlayan kocası ‘Ne şanslısın kocan da oğlun da feminist.’ diyerek dudaklarından öpmüştü.

‘Evet anne be. Ben de feministim babam da !’

Üçüncü kez çağrıldıktan sonra sofraya gelen oğlan, telefondan gözünü ayırmadan ve dolmadan memnuniyetsizliğini hiç gizlemeden hızlıca karnını doyurup, koltuğa geri döndü. Kadın da hızlı hızlı yedi yemeğini. Okurken proje yetiştirme, işe başladığında trafiğe takılmama, doğurduğunda da çocuk uyurken hemen karnını doyurma telaşından yadigar kalmıştı bu kötü alışkanlık. Ama şimdilerde işine yarıyordu. Masayı topladı, sadece dolma dolu borcamı ve kocası için çatal-kaşık-tabak bıraktı.

Kendine bir kadeh şarap doldurup çalışma odasındaki ıssız adasına, yani elliye yetmiş masasına oturdu. Kaldığı yerden Romanını yazmaya girişti.

Romanın baş kahramanı, günlük hayat koşuşturmasından feminist olduğunu dillendirmeye bir türlü fırsat bulamayan bir kadın akademisyendi.

bir temmuz günü üşürken, Londra

Yorum yapın