Haftalık-4

Bu hafta keyfim yoktu. Haftalıkların amacı kendime notlar düşmek olduğuna göre, bu ‘haftalık’ sadece liste yapsam dünya birbirine girmez sanırım.

İzlediklerim:

Haftanın en iyi iki filmi: Ariel- Aki Kaurismäki ve Inshallah a Boy- Amjad Al Rasheed

En iyisi olmasa da baya iyi bir film: Godland

Uzun zaman önce izlediğimi sanıp izlememiş olduğumu fark etttiğim, kalp acıtan film: Okul Tıraşı- Ferit Karahan

Pazar filmi kategorisinden yeniden izlediğim Martin Scorsese filmi- The Wolf of Wall Street

Hayal kırıklığı: Şahsiyet 2. sezon

İlk çıktığı zamanlarda gördüğüm ama yeniden izleyince nasıl bu kadar nefis olduğuna şaşırdığım, müthiş kısa film : Dayım-Tayfun Pirselimoğlu

Okuduklarım:

Bu hafta kafamı toplayıp çok okuma yapamadım. Sevgili Berke’nin tavsiyesiyle başladığım ama pratiklerini yapamadım diye dura dura okuduğum, The Way of the Fearless Writer-Beth Kempton, ayrıca bir yıldır çevremdeki herkesin okumam için ısrar ettiği Normal Efsanesi- Gabor Maté, Daniel Maté ‘ye de sonunda başladım. Sesli kitap Burhan Sönmez -İstanbul İstanbul, Aslı Tohumcu– Şeytan Geçti. Ayrıca Sevgi Soysal’ın Üç Portakalın Aşkı öyküsü.

Dinlediklerim:

Birbiriyle hiç ortak noktası olmayan bu iki albümü çok dinledim bu hafta. Ama ne yapalım ikisi de benim işte.

Eternity and a Day-Eleni Karaindrou ve Duman- Belki Alışman Lazım

(Beni tanıyan herkes yüz yıllık Duman hikayemi de bilir. Bu albümden şu şarkı, tam da o beni çok iyi tanıyanlara gelsin o zaman. Şimdi yine dinledim vallahi.)

Haftanın resmi:

Aslında bu hafta Danimarkalı sanatçı Anna Ancher ‘dan ( kendisi de takıntı seviyesinde hayran olduğum Skagen Painters tayfasındandır) bir resim seçmiştim. Ancak Tate’in Félix Vallotton paylaşımına denk gelince fikrimi değiştirdim. Çünkü şöyle demiş kendisi:

 l paint for people who have an unspoken voice deep inside them.

Félix Vallotton 

Haftaya görüşmek üzere.

Félix Vallotton- Route à Saint-Paul

“Haftalık-4” üzerine bir yorum

Yorum yapın