Çilingir

Gerçekten de hemencecik işini bitirdi çilingir ancak öyle bir para istedi ki, İhsan fiyatı baştan anlaşmadığına pişman oldu. Cüzdanındaki paranın tamamını verip çocuğu gönderdikten sonra eve girip ortalığı iyice kolaçan etti. Her şey yerli yerindeydi. İyi tarafından bak oğlum, kapıyı zorlamışlar ama en azından açmayı başaramamışlar, dedi kendi kendine.

Terden sırtına yapışan keten gömleğini çıkarıp hızlıca bir duş aldı. Hemen Youtube’dan açtığı bir tarife göre kremalı mantarlı tavuk yapmaya girişti. Yanına da bol domatesli bir çoban salata. Kalan kırmızı soğanı az önce marketten aldığı, soğan şeklindeki saklama kabına koyup dolaba kaldırdı. Oh be! pek işe yarar bir şeymiş şu küçücük plastik kap. Günlük haberleri dinlerken yemeğini bitirip dizi izlemeye geçti. Uzanınca uykunun rehavetine fazla direnemedi, koltukta sızıp kaldı.  

Sabah ısrarla çalan kapı ziline uyandı. Yeni eve kimseyi davet ettik mi ulan diye düşüne düşüne kapıyı açtı. Karşısında iki polis duruyordu.

“İhsan Tırak?”

“Evet benim.”

“Bizimle karakola kadar gelmeniz gerekiyor.”

çilingir adlı öykümden kısacık bir bölüm

Yorum yapın