Mavi

Higbury Fields’in köşesindeki mavi kafeye oturdum. Kulaklıklarımı çıkartıp kendimi en sevdiğim gürültüye bıraktım.

Mutlu insanlarının kulak tırmalamayan sohbeti, az ilerdeki tren yolundan belirli aralıklarla gelen ve yediği rayları sindiremediği için mütemadiyen midesi guruldayan bir deve benzeyen treninin geçişi, cıvıldaşarak ve coşkuyla kafamın üstünden geçip giden kuşlar, yan masadaki bebeğin annesini izlerken durduk yere heyecanlanan nefesi, simsiyah kuçunun fırıl fırıl dönen kuyruğu.

Mavi masaya çıkartıp havalandırdığım yüreğimi, sokağın sağaltıcı yoldaşlığına teslim ettim.

Bilmem ki, belki hayat sadece bu üç beş dakikanın hatrına akıyordur.

Hafifliyorum.

Maison d’etre, Highbury

Yorum yapın