04.07

Akılla bir konuşmam oldu bu sabah:
Bizim Istanbul’daki alt kat daire iyiydi, üst kata geçince iyi olmadı, dedim.
Olur mu, dedi, unuttun heralde, alt katın ev sahibi mızmızdı, ev karanlıktı ve hatta yatak odası da rutubetli.
Ben ev kötüydü manasında söylemedim ki, dedim. Şöyle anlatayım, ilk ev birleştiriciydi, hep güzel şeyler verdi bize, ikincisi dağıttı attı. Ruhu kötüydü yani.
Aman canım sen de. Biz başımıza gelenlerin sebebini gerçeküstü şeylerde arayacak insanlar mıyız? Mekanların ne suçu var, olan her şey insanın kendi kararı, kendi iradesi dedi.
Azcık sesimi yükselttim, sevgili aklım ben de biliyorum gerçekte öyle olduğunu, evelallah metafizik kavramlara mesafemiz bellidir. Ancak şurda biz bizeyiz, karşılıklı sohbet ediyoruz, azıcık uydurmaktan kime ne zarar gelecek? Düğümleyip çözüyoruz, kurup kurup anlatıyoruz işte fena mı? Hem insan bazen ancak böyle abuk sabuk şeylere sarılarak üstesinden gelebiliyor anlam veremediği şeylerin, dedim.
Sustu, ona anlattıklarımı onaylamadı ama beni anladı.
Aklımı seveyim.
#hikayeliküçükşeyler

29.05

Denize gideceğim. Aradığım mavili yeşilli Akdeniz, bulduğum sarı-kahve bir okyanus da olsa… Varıp, denize gideceğim. Düşüncelerimi dalgalara bırakacağım ve sessizce içimi dökeceğim onlara.
Uçsuz bucaksız okyanusun karşısına geçip, kendi küçücüklüğüme bakacağım.
Sonra, sol gözümden bir yaş düşüp karışacak suyuna.
Sonra, deniz kokusu, Ege’min kokusu olup yerleşecek burnuma, iyice içime çekeceğim.
Böyle böyle iyileşeceğim. #hikayeliküçükşeyler