“Who knows where the time goes”

Kolumdaki saat Londra’da zamanı doğru gösterirken, İstanbul’da iki saat geride kalıyor. İçimdeki saat kolumdakinden bağımsız, dünyanın neresinde olursa olsun alışık olduğu vakitte uyuyor, uyanıyor, ona göre acıkıyor. Öyleyse en iyisi, saatlerden ve takvimlerden kurtulmak, kendimize yeni zaman imleri bulmak. Zamanı, doğum günlerini kimlik kartlarında yazan uydurma tarihlerle değil de ‘zemheri başlangıcı’ ya da ‘leyleklerin gelme zamanı’ gibi …

Alışmak

Saclarimin dalgasına alisiyorum burada, musluktan akan suyu icmeye, her gün postacının getirdiği zarfa, çöp günü Çarşambalara, köşeyi dönünce karşıma çıkan uçsuz bucaksız yeşile. Sabahları kuş sesi duyduğumda, en çok Kadıköy’deki kuşlar aklıma geliyor. Onca insana, toz toprağa, gürültüye pabuç bırakmadan, boyun eğmeden ille de öten kuşlara, bir de büyüyüp büyüyüp tam göğe ulaşacakken uzanıp da …

Gece ve Salon Dolabı Hayvanlarının Düşündürdükleri

Bu fotoğrafları, geçende dolabı toplarken çektim. Sol baştaki at Işıl’a hediye gidecekti bir yılbaşında, poşeti düşürdüm, arka ayağı kırıldı. İnek, tek boynuzu ile barışık, son dönemin modası “kusurları sevmek ” akımının baş temsilcisi gibi havalı dursa da, özensiz bir konuk elini çarptı, onun da iki ayağı kırık. Attan ödünç aldığı ayağı kullanıyor. Koyun sağlam…Ama o …

Yeni Bir Yıla Hazırlanırken

Büyüdük mü neden bilmem ama sevinçle yenisini beklediğimiz yıl sonları, bende bir süredir yerini “şu yıl bir an önce bitse” duygusuna bıraktı. 2016 yılı da beklediğimden daha sıkı bir performansla yaşadığımız en ağır yıl olarak “bitse de gitsek” yılları arasına yerleşti. Yıl biterken, benim gibi her geceyi, o gün olanlardan başlayıp haftayı, ayı, yılı ve …

Ölüm Varsa Bu Dünyada Zulüm Var

-içimden geçenlerin kısa özeti, devamı gelecek- Gazetelerin hala okunur olduğu ve Pazar kahvaltılarında keyif çayının yanında olanca tembelliğiyle yerini aldığı yıllarda, en çok dikkatimi vererek okuduğum bölüm, ölüm ilanlarıydı. İlanları okurken, o insanların nasıl bir hayat yaşamış olduklarını tahmin etmeye çalışır, öyküler kurardım kafamda. Hepsi bitince, sıra bana gelir, başka başka kişilerin, kurumların ve tanıdıkların ağzından kendi ölüm …

Yaşamak, Biriktirmek, Paylaşmak

Sanırım hayata geliş amacım biriktirmek. Çocukluğumda peçete, pul, sakız kağıdı ile başlayan, konser, sinema, uçak biletlerine evrilen “biriktiricilik” hikayem, artık anı biriktirmek çizgisinde sürüyor. Yaşamda her türlü ilişkinin, biriktirmek üzerine kurulu olduğunu düşünüyorum. Yaptığımız işler, kurduğumuz dostluklar, sevgilimizle ilişkimiz. Her biri için, elimizde, beynimizde, kalbimizde taşıdığımız görünmez karaflarımız var. Yaşadığımız her ‘an’ı biriktire biriktire dolduruyoruz ‘anı’ kaplarımızı. …