Bugün parkta otururken IV

Bugün parkta otururken “kurtardıklarımızı” düşündüm. Marketin girişinde birkaç gündür alıcı bekleyen mevsimlik sarı çiçeklerin iki demetini 1.5 pound’a düşürmüşler. Seçtim iyicelerinden iki demet, onları öylece atılıvermekten kurtardım. Sonra, köşeyi döndüğümü farketmeden bana çarpan adamdan özür dileyerek, onu bana çarptığı için kötü hissetmekten kurtardım. Hafta başında elde kalan malzemelerden (ömrümde ilk kez) turşu kurmayı denedim misal, hem kavanozu hem de lahanaları çöpe gitmekten kurtardım. Sıklıkla bir gömleğin düşen düğmesini geri dikerek düğmeyi kaybolup gitmekten, gömleği giyilmez hale gelmekten kurtarırım. Cebimdeki fındık fıstıkla beslediğim güvercini bir süreliğine yemek aramaktan, pencere önünde çok üşüdüğünü gördüğüm mor çiçeğimi kaloriferin yanına koyarak soğuktan, karşı çatıda gördüğüm sincap çatı arasına kaçınca bu sırrı kimseye söylemeyerek onu başkalarının ilgisinden kurtarırım…Bazı zamanlar çalışırken azıcık hile yapar, bir takım zor işleri Ömer’e, daha kolay ama sıkıcı işleri kendime ayırırım. Kurtarıcılık bunun neresinde demeyin, böylelikle onu bir sürü zevksiz işle uğraşmaktan kurtarırım. Bu sabah mesela, dünyanın ve ülkemin dertleri kendi iç sıkıntılarımla bir olup olanca güçle bastırınca göğsüme, ağlamaya başladım hüngür hüngür de göz pınarlarımı biriken gözyaşlarımdan kurtardım…

Gönül istiyor ki, gencecik insanları gözü dönmüş soysuz diktatörlerden, dünyayı kirlenmekten, hastalıklardan, corona virüsünden kurtarayım ve tüm çocukları yoksulluktan. Ama süper güçlerim yok. Süper güçlere de, dünyayı süper kahramanların kurtaracağına da inanmıyorum. Zaten “en kahraman” olanlar, hiçbir şeyi kahraman olmak için yapmadığı halde kahraman olanlar değil mi? Kurtarıcı olmak için en başta kurtulmayı beklemekten vazgeçmek gerek. Dünyayı kurtaracak güzelliğin çıkıp gelmesini beklemek değil, içinde olduğun durumu ve kendi içinde olanı tüm gerçekliğiyle fark edip en yakınındakinin değişimiyle uğraşmak, iyiliğin, güzelliğin ta kendisi olmak gerek.

Dokunduğun, iyileştirdiğin her şey seni bir kahramana dönüştürecek, bir gün o da senin iyileşmene yardım edecek. Tıpkı yazıp çizdiklerinin aklını kaybetmekten seni koruması gibi. Tıpkı dün atılmaktan kurtardığın bitkinin bugün tüm sarı çiçeklerini senin için, senin içinde açtırması gibi.

Şubat’ın sondan bir önceki günü, Londra

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir