Aralık 2019

Bugün parkta otururken-III

Bugün parkta otururken “aralık” kelimesini düşündüm. Kelimenin eksiz hali ‘Ara’ kökeninde ‘ardımak, ayırmak’ ile ilişkili. Ara-da kalmak, ara-ya mesafe girmesi, ara ara görüşür olmak… Ara-lık bırakılmış kapılar mesela, sinsidir, çıkarcıdır, bir olmamışlık vardır onlarda, hayır gelmez insana. Bir de Aralık ayı var, benim en sevmediğim zaman dilimi. Naneli sakızı sevmemekteki gibi değil de, akşamın ilk çöktüğü saatleri, gece yarısı birden çıkan ayazı ve kahvehanelerin buharlanmış camlarını… Daha fazlasını oku »Bugün parkta otururken-III

Bugün parkta otururken-II

Bugün parkta otururken, kalemliğimdeki beyaz silgiyi düşündüm. Silginin varlık sebebi silip durduğu kurşun kalem, kaleminki ise hata yapmayı sevmeyenler ve içine sinen cümleyi bulmak için, benim gibi, kağıt yırtılana kadar silip silip baştan yazanlar. Silgi bana buradaki yazım atölyelerinde cocuklara silgi vermediğimizi hatırlattı, onların da neredeyse hiç ihtiyaç duymadığını. Düşününce yazıp yazıp silmektense, kurtulmak istediğimiz şeylerin üstünü çizmek bana daha sağlıklı bir eylem gibi göründü.… Daha fazlasını oku »Bugün parkta otururken-II

Bugün parkta otururken-I

Bugün parkta otururken, oraya varmadan önce yolda gördüğüm güvercini düşündüm. Güvercin, Bedford Dükü Francis heykeline tünemiş ve tıpkı diğer kuş dostlarının Churchill’e yaptığı gibi o da ne var ne yok Dük’ün tepesinden aşağı koyvermişti. Güvercine önce ‘Marifet’ adını vermek istedim. Sonra, hayat bu, diye düşündüm, lorddu, düktü, generaldi dinlemez. Nihayetinde bir gün kuşun biri gelip tepene pisleyiverir. Ardından, kuşun isminin ‘hayatın ta kendisi’ olmasında karar… Daha fazlasını oku »Bugün parkta otururken-I