“Who knows where the time goes”

Kolumdaki saat Londra’da zamanı doğru gösterirken, İstanbul’da iki saat geride kalıyor. İçimdeki saat kolumdakinden bağımsız, dünyanın neresinde olursa olsun alışık olduğu vakitte uyuyor, uyanıyor, ona göre acıkıyor. Öyleyse en iyisi, saatlerden ve takvimlerden kurtulmak, kendimize yeni zaman imleri bulmak. Zamanı, doğum günlerini kimlik kartlarında yazan uydurma tarihlerle değil de ‘zemheri başlangıcı’ ya da ‘leyleklerin gelme zamanı’ gibi […]